202303.08
0
0

NÜFUS KAYDININ DÜZELTİLMESİ DAVASI

in Genel
  1. 5490 sayılı kanunun 36/1-a. maddesi: “(1)Mahkeme kararı ile yapılan kayıt düzeltmelerinde aşağıdaki usûllere uyulur: a) Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır.”
    4721 sayılı TMK’nın 282.maddesi: “(1)Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur.”
  2. Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ve nüfus kayıtlarına yönelik tespit davaları kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğundan, hakim istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği sonuçlara göre karar vermek zorundadır. Hemen belirtmek gerekir ki, anne yönünden soybağı doğumla kendiliğinden kurulduğundan, anne ile çocuk arasında soybağı davalarından söz edilemez. Dolayısıyla soybağı kurulması için hükme gerek bulunmamaktadır. Ancak, anne yönünden doğuran kadının kim olduğunun tespitine ilişkin dava gündeme gelebilir. Bu nedenle herhangi bir sebeple çocuğun kendisini doğuran kadının dışında bir başka kadının nüfus kütüğüne yazılmış olması, çocuk ile kadın arasında soybağı kurulduğu anlamına gelmeyecek, işbu durum ilgililerince düzeltilmesi talep edilebilir yanlış bir kayıt olacaktır.
  3. Bu doğrultuda, dayanak belgelerdeki bilgilerin aile kütüklerine işlenmesi sırasında yapılmış bir maddi hata hali saklı olmak üzere, aile kütüğünün herhangi bir kaydında düzeltme veya değişiklik ancak mahkeme kararı ile yapılabilecektir. İşte bu noktalarda, nüfus kütüğünde yer alan “doğru olmayan kayıtlar”, ilgilileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından açılacak olan “kayıt düzeltme davası” ile gerçek durumuna uygun hâle getirilebilir.
  4. Zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleridir. Nüfus kayıtlarındaki istemlerle ilgili davalarda, mahkemelerin hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunmaktadır. Bu bakımdan hâkim re’sen araştırma ilkesinin sonucu olarak kendiliğinden delil toplama yetkisine sahiptir. Şu durumda, zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın kamu düzeni ile yakından ilgili olan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davanın her türlü delil ile ispatı mümkündür.”…dava sonucu itibariyle miras hukukunu yakından ilgilendirdiğinden anne olduğu iddia edilen E… ve M…. kızı 1329 Doğumlu F… O…’ın bütün mirasçılarının davalı sıfatı ile davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması… (Yargıtay 2. HD, 2022/4778 esas 2022/5747 karar)””….Nüfus kayıtlarının düzenli ve gerçeğe uygun olarak tutulması kamu düzeni ile yakından ilgili olmasına rağmen dava dilekçesinde davalı Melek İdris’in sadece davacı Fatma Selma’nın nüfus kaydından silinmesinin istendiği yani gerçek anne olduğu beyan edilen Meral Mahmutoğlu’nun anne olduğunun tespiti ile bu kişinin nüfus kaydına davalının tescilinin istenmediği, kaldı ki; dava hakkının yanlış yazılım nedeni ile hukukları etkilenecek olan kişilere ait olduğu, bunların da harç ve diğer yükümlülüklerini yerine getirerek böyle bir davayı gerek gördükleri takdirde her zaman açabilecekleri, davacı Fatma Selma’nın kendi nüfus kaydının gerçeği yansıtmadığı ve davalının nüfus kaydından silinmesi yönünden hukuki yararı bulunduğu, ancak gerçek annenin tespiti ve davalının gerçek anne olduğu iddia edilenin nüfus hanesine tescili yönünden davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gibi bu yönde bir talep de bulunmasında da hukuki yararının mevut olmadığı anlaşılmaktadır.
    Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda; davalı Melek İdris’in gerçek annesinin tespiti ve nüfusa tescil talebi olmadığı gibi gerçek annenin tespitinde davacının aktif husumet ehliyeti ile hukuki yararının da mevcut olmadığı, mahkemece; davalı Melek İdris’in davalının çocuğu olmadığının tespiti ile buna dair nüfus kaydının iptali ile yetinilmesi gerekirken davalının gerçek annesinin Meral Mahmutoğlu olduğunun tespiti ile nüfusa tesciline karar verilmesinin doğru olmadığı bu defa yapılan inceleme ile anlaşılmıştır… (Yargıtay 8. HD, 2020/2183 esas 2020/6796 karar ve 04.11.2020 tarihli kararı)”

    “… Davacı, dava dilekçesiyle; davalı Recep’in davalı Hatice ile evlilik dışı birlikteliğinden doğan davalı Rabia’yı davacı Şengül’ün çocuğu olarak nüfusa kaydettirdiği ileri sürülerek davalı Rabia’nın anne adı yönünden nüfus kaydının iptali ile anne adının Hatice olarak düzeltilmesini talep ve dava etmiş,…
    Davacı Şengül’ün, davalı Rabia’yı nüfus kaydından iptal ettirmesi yönünden hukuki yararı bulunmakta ise de gerçek annenin tespiti ve gerçek anne olduğu iddia edilenin nüfus hanesine tescili yönünden aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararı yoktur. Gerçek annenin kim olduğunun tespiti davalı Rabia veya gerçek annenin açacağı dava sonucu belirlenebilir.
    Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda; davalı Rabia’nın gerçek annesinin tespiti ve nüfusa tescil talebinde davacının aktif husumet ehliyeti ile hukuki yararının mevcut olmadığı, mahkemece; davalı Rabia’nın davacının çocuğu olmadığının tespiti ile buna dair nüfus kaydının iptali ile yetinilmesi gerekirken davalı Rabia’nın nüfusa kayıtlı olan anne adının Hatice Erdoğan olarak düzeltilmesi ile Hatice Erdoğan’ın bekarlık hanesine tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir… (Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 2021/10577 Esas, 2022/945 Karar sayılı ve 07/02/2022 tarihli kararı)”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *