Hukuk, insanların beraber ve adil bir şekilde yaşamasını sağlamak için doğumdan ölüme kadar hayatın her alanında düzenlemeler getirmiştir. Yaşamın başlamasıyla birlikte aşılması gereken birçok hak ve hukuki sorun da beraberinde gelmektedir. Özellikle insan ilişkilerinin karmaşıklaşması ile birlikte haklar, ödevler, yaptırımlar, özgürlükler, sınırlamalar ve cezalar vs. öngören hukuk kuralları da çeşitlenmekte, sayıca artmakta hatta değişen koşullara veya anlayışlara göre kaldırılmakta ya da değişmektedir. Dolayısıyla hukuk da yaşayan cansız bir organizmaya benzetilebilir. Bu sebeple üstesinden gelinmesi gereken problemler hukukun kendi içinden başlamaktadır.

Yerine göre yürürlükteki hukuk kuralları içerisinde dahi mahkemelerin, akademisyenlerin veya avukatların farklı şekilde yorumlayarak farklı sonuçlar çıkarttığı durumlar vardır. Bunların azımsanamayacak kadar fazlaca olduğunu unutmamak gerekir. Bu sebepledir ki yeknesak çözüm düzeni sağlamak adına mahkemelerin kararlarını denetleyen üst mahkemelerin içerisinde de uyuşmazlığı gidermek üzere daireler kurulmuştur.

Bununla birlikte hukuki metinlerin fazlalığı ve çeşitliliği sebebiyle karşılaşılan hukuksal problemlerin çözümünde hangisinin kullanılacağı, hangisine göre davranılması gerektiği bile başlı başına bir soruna dönüşebilmektedir. Başka bir açıdan düşünecek olursak hakkını talep edecek bir kişi farklı hukuki dayanaklardan hangisi ile başvuruda bulunabilecektir. Daha kolay anlaşılabilmesi için örnek vermek gerekirse;

Haksız fiil hukuksal nedenine dayalı olarak talep edilebilecek bir maddi tazminat aynı zamanda sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak da talep edilebilir. Peki bu durumda hangi sebebe dayanmak daha mantıklıdır? Hangi sebebe dayanarak talepte bulunursak daha hızlı sonuç alırız? Hangi yol hakkımızı tam anlamıyla alabilmemizi sağlar? Elbette somut olayın detaylarına göre cevaplar da farklılaşacaktır. Mesela haksız bir fiil ile sizden alınan belirli bir para sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak denkleştirici adalet ilkesi uyarınca geri verileceği tarihteki rayiç değerine göre tahsil edilebilir. Ya da aynı para haksız fiil hükümlerine göre aradan geçen süre zarfında işleyecek faizi ile birlikte tahsil edilebilecektir. Paranın güncel değeri, enflasyon, devalüasyon gibi sorunlar sebebiyle rayiç değerinden talep edilmesi gerektiği düşünülebilir. Hangi halde haklarınızın daha fazla korunacağını iyi değerlendirilmelidir. Nitekim daha fazla kazanım elde etmek uğruna zamanaşımı düşünülmeden bu yol seçilirse sürecin sonunda hakkınız olanı alamama durumu ile de karşılaşabilirsiniz.

İşte bu noktada Hukuksal problemlerin çözümünde istenilen sonuçların elde edilebilmesi ve istenmeyen sürpriz sonuçlarla karşılaşılmaması için öncelikle problemin doğru tespit edilmesi gerekir. Anlatılan sorunun hukuk düzlemindeki karşılığı bulunmalıdır. Adı doğru konulmalıdır. İlk etapta yapılacak yanlış bir tespitin, sonucu tamamen değiştireceği unutulmamalıdır.

Hukuki problemin ne olduğu doğru bir şekilde tespit edildikten sonra hukuksal sürece nasıl müdahale edileceğinin analitik düşünce yapısı ile planlanması hedefe giden en önemli adımdır. Çünkü hukuksal problemler de aynı matematiksel problemler gibi çözülmeyi bekleyen denklemlere benzer. Gidiş yolunun doğru olması gerekmektedir. Aksi halde sonucu yanlış bulursunuz. O halde sürecin neler getireceğini, işleyişini ve pratik çözüm yöntemlerini bilmek gerekmektedir. Örneğin size karşı işlenen bir suçu herhangi bir iletişim vasıtasıyla ihbar edebilir, polis merkezine giderek şikayetçi olabilir ya da savcılığa bir dilekçe ile başvurarak suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Elbette sorunun aciliyetine göre bunlardan o an hangisi daha uygunsa o yol seçilmelidir. Fakat aciliyetin olmadığı bir durumda her üç yöntemde de başvurunuzun gideceği nihai yer savcılık olacağından neticeye varacağınız süreyi kısaltmak için doğrudan yetkili olan savcılığa başvurmanız faydanıza olacaktır. Böylece bürokratik zaman kayıpları azaltılabilir. 

Ezcümle karmaşık ve stresli olan hukuki süreçlerin ancak alanında uzman ve deneyimli profesyonellerle yönetilmesi ile başarı sağlanır. Böylece doğru olan yoldan ve daha hızlı bir şekilde istenen sonuca ulaşılabilir.

Hukuki sorunun doğru tespiti, sürece müdahalenin planlanması ve sürecin uzman kişiler tarafından yürütülmesi ile etkin ve kalıcı bir sonuç elde edilebilir. Dolayısıyla çalışma prensibimiz DOĞRU TESPİT, PLANLAMA ve SÜREÇ YÖNETİMİ şeklindeki bu üç ana başlık üzerinde toplanmaktadır.